• 100 TL ve üzeri bedava kargo

  • Stoktan teslim

  • Güvenli ödeme

  • Aktüel Arkeoloji 47 (Eylül-Ekim)

  • Yazar: .

  • Yayınevi: -

  • ISBN / ISSN: 9771307575003-47

  • Basım yılı ve yeri: 2015 / İstanbul

Stoktan teslim - Kargoya verilme süresi: 1 iş günü

  • 15,00 TLKDV
    Dahil
  • Adet
    veya
    Aklımdakiler Listene Ekle

    Daha sonra satın alacağınız ürünleri lütfen sepetinizde değil, Aklımdakiler listenizde saklayınız. Sepette uzun süre kalan ürünler, stok problemi olmaması için belirli aralıklarla temizlenmektedir.


Vade farksız 3 taksit imkanı

Genel Açıklama

128 s, renkli resimler, Türkçe makaleler.

Bu sayıyı hazırlamak oldukça uzun zaman aldı, yaklaşık bir yıl aralıksız belge, yazı ve görsel toplamakla geçti. Alman, Fransız, İngiliz arkeoloji enstitu¨leri başta olmak u¨zere Avrupa u¨lkelerinin arkeoloji enstitu¨su¨, ku¨tu¨phane ve u¨niversite arşivlerinde bulunan binlerce belge, doku¨man, görsel toplandı. Tu¨rkiye’de ise Osmanlı arşivlerinde yabancı heyetlerle yapılan yazışmalar dışında herhangi bir arşive ulaşılamadı. Yaklaşık 250 yıllık bir “arkeoloji” bilimine ve tarihine saha oluşturan başta Anadolu olmak u¨zere tu¨m Osmanlı coğrafyasına ait elimizde arşivin olmaması acınası bir durum. Buna kamu kuruluşları da dahil.
Yaklaşık 250 yıllık bir dönemde son 150 yıl, yani 1850 sonrası, bu sayının odak noktasını oluşturdu. Batının gözu¨ndeki Doğu du¨nyası, ki o zaman bu alanı Osmanlı coğrafyası kaplıyordu, her açıdan keşfedilmesi gereken bir kaynaktı.
Avrupalılar Sanayi Devrimi sonrası doğuyu yeniden keşfetmişlerdi. .u¨nku¨ bu kaynak sadece arkeolojik alanları değil, doğal alanları, yeraltı ve yeru¨stu¨ kaynaklarını ve daha birçok şeyi kapsıyordu. 16. yu¨zyıl ile doğuya seyahat eden gezginler, köy köy, şehir şehir her tu¨rlu¨ bilgiyi toplamış ve yayınlamışlardı. Bu gelecek yu¨zyıllar için oldukça önemli bir bilgi kaynağı olarak kullanıldı. Antik çağ kalıntılarına ilişkin bilgi de bu gezginlerin bilgileri ile Avrupa’ya ulaşmıştı. Sonraki çağlarda bu bilgiler iki şekilde kullanıldı: İlki Sanayi Devrimi sonrası iyice gu¨çlenip kurumsallıklarını tamamlayan krallıklar adına mu¨zelere eser toplama çabasında olan kişiler, diğeri ise bugu¨n bile kolay kolay yapılamayacak ölçu¨mler ve bilgiler ile oluşturulmuş yayınlar yapan bilim Insanları tarafından...
Bu durum sonraki çağlara arkeolojiyi bir bilim olarak benimseyenler ile eser toplayıcılarının karışmasına da sebep oldu. Schliemann, Humann, Newton, Fellows gibi eser toplayıcılar, bazen arkeolog bazen de bilim adamı olarak kabul edildi. Halbuki bunlar profesyonel eser toplayıcıdan başka bir şey değildi.
Eserlerin g.tu¨ru¨lmesinin ise Osmanlı’nın can derdine du¨ştu¨ğu¨ bir dönemde gerçekleştiği savı bir noktaya kadar kabul edilebilir. Osmanlı için zaten bir değeri olmayan birçok eserin götu¨ru¨lmesine mani olacak bir yönetim yoktu. Osman Hamdi Bey ilk başta bunu engellemeye çalışmışsa da sonrasında özel imtiyazlar sağlayarak eserlerin götu¨ru¨lmesine dahi engel olmamıştır. Bu nedenle bu dönem yeniden daha geniş bir şekilde incelenmelidir. Avrupalıların ‘Biz götu¨rmeseydik mermerler kireç ocaklarında eritilirdi’ tezi ise tamamı ile safsatadan ibarettir. Çu¨nku¨ 16. yu¨zyıl gezginlerinin çizimlerinde Osmanlı tebaası bu eserlerin yanında ve etrafında resmedilmiştir. Eserler tamamen sağlamdır ve zarar verilmemiştir. Eğer bu eserler zarar görmu¨ş olsalardı, Avrupalılar kendi mu¨zelerine nasıl taşıyacaklardı?
Bu özel sayıda, Anadolu açısından karanlık Avrupa açısından aydınlık olan ve “arkeoloji biliminin” tarihini oluşturan 250 yıllık zaman dilimini doğru anlatmak ve toplumsal bir hafıza, farkındalık ve sahiplenmenin oluşmasına katkı sağlamayı amaçladık. Bu konu u¨zerine çok daha fazla yazılacak ve anlatılacak içeriğin olduğunu du¨şu¨nu¨nce konu bizim nezdimizde henu¨z yeni başlamıştır.
Anadolu yıllar boyunca bir talan coğrafyası olmuştur. On binlerce yıllık ku¨ltu¨rel birliktelik ve kalıntılar bir anda eser toplama yarışına girmiş olan Batılıların gözu¨nde “metalaşmış”, bu “sanat eserleri” imparatorluklarını yu¨celtecek “ganimet” olarak tanımlanmıştır. Bugu¨n elimizdeki en önemli tez I. Meşrutiyet’in ilanıdır. I. Meşrutiyet ile Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk kez tam olmasa da anayasal bir sistem kurulmuş olması padişahın izin verme iradesinin de önu¨nde bir engeldir. Bu konu araştırmaya ve u¨zerinde çalışılmaya muhtaçtır ve bu tez doğrulanabilirse eserlerin götu¨ru¨lmesini sağlayan tu¨m izinlerin iptali Uluslararası Mahkeme’de sağlanabilir.

 

Teknik Özellikler

ISBN 13 9771307575003-47
Cilt tipi Karton kapak
Boyutları 215x270mm
Ağırlık 200 gr.
Kondisyon Yeni
Yayınevi -
Yazar .

Copyright © 2018, Zerobooks Kitap ve Dijital Yayın Pazarlama Ltd. Şti.  |   Her Hakkı Saklıdır.  |  Site İkipixel Sitemizin kodları, tasarımı, görselleri ve metinleri ilgili kanunlar kapsamında koruma altındadır
ve her hakkı saklıdır. Telif hakkı içeren her türlü içerik,izinsiz kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.