Fresne-Canaye Seyahatnamesi 1573

34,00 TL 27,20 TL

ISBN / ISSN: 9786051050102
Basım yılı ve yeri: 2009 / İstanbul
Dil: Türkçe
Cilt Tipi: Karton kapak
Kondisyon: Yeni
Ürün Boyutları: 165 x 210 mm
Ürün Ağırlığı: 500 gr

Stoktan teslim - Kargoya verilme süresi: 1 iş günü

3D Secure

Güvenli ödeme

Hızlı teslimat

Stoktan teslim

256 Bit SSL ile

Güvenli alışveriş

Genel Açıklama

Fresne Canaye Seyahatnamesi ilk kez 1625’te oluşturulmuş bir seyahat anlatıları derlemesinde yer alıyor. Parisli bir aileden gelen Philippe du Fresne 1551’de doğdu. Eğitimi için gittiği Venedik’te Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Noailles ile tanıştı ve onun maiyetine girdi. O sırada Adriya denizinden İstanbul’a giden başlıca yol Ragusa’da başlıyordu. Kente birkaç saatlik uzaklıkta, Cumhuriyetin gümrük karakollarıyla, daha sonra da Padişahınkilerle karşılaşılıyor; sonra, Trebinye, Ternoviçe, Vraça boğazı, Prepolye ve Yeni Pazar’dan geçiliyor, genellikle Niş ve Sofya yoluyla Filibe’ye ulaşılıyordu. Du Fresne, 28 Şubatta İstanbul’a ulaştı ve 9 Hazirana kadar burada kaldı. Yolu üzerinde karşılaştığı halkları titizlikle inceliyor, Slavonya’nın Morlakya’nın sınırlarını belirlemeye çalışıyor; Bulgar kadınlarının saç biçimini, İstanbul ya da Pera sokaklarında karşılaştığı giysileri betimliyor; bir Rum düğününe, bir sünnet düğününe, bir esir pazarına, bayram şenliklerine, padişahın elini öpme törenine konuk oluyor; her fırsat bulduğunda halkın içine giriyor. Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa’nın giriştiği yeniden yapılanma çalışmalarını bütünüyle izliyor. Büyütülen tersanede gemilerin yapımını seyrediyor: Piyale Paşa komutasındaki donanmanın yola çıkışına tanık oluyor. Osmanlı İmparatorluğu üstüne genel yargısı hiç de olumsuz değil. Düzenli ordularla hüküm süren hayranlık verici disiplin ve padişahın para ve insan olarak elinde bulundurduğu uçsuz bucaksız kaynaklar karşısında şaşkına dönüyor ve Hıristiyan kökenli vezirlerin çok akıllıca yönettiği Osmanlı İmparatorluğu’nun kısa vadede yıkılacağına hiç inanmıyordu. Fresne-Canaye, kervansarayların çok iyi oldukları kanınısa varıyor, “Türklerin sertliğine” çok kızıyor, karılarını özel hapishanelere koyan, yabanıl hayvanlarınıysa sokaklara başıboş bırakan insanları anlamıyor. Ne var ki, bütün bunlar onun Türklerde bulunan birçok iyi niteliği görmesini engellemiyor.



166 s, Türkçe.


Teslimat Koşulları